A- Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti:
2009 yılında Diyanet'le olan bir icra davam nedeniyle 2012 yılında Kadirli Müftüsü'nün "senin sicilinde bir şeyler var sen eskiden de para yiyen memurmuşsun" deyince Osmaniye İl Müftülüğüne Bilgi Edinme Kanunu gereğince başvururarak Osmaniye Müftülüğü'nün 29.11.2012 tarih ve 2426 sayılı yazılarıyla sicilimdeki İftira evraklarını aldım. Derhal Diyanet Diyanet İşleri Başkanına gönderdimse de Başkan iftiracı memurlarını korumayı tercih ettiğinden hakkında iftiracı Ali Yazıcı ile birlikte işlem başlatıldı ve Anayasa Mahkemesinde 12770 Dosya numarası ile devam ediyor. Ali Yazıcı'nın yalanlarıyla hakkımda yalan ve iftira ile işlem yaptıran eski Nurdağı Müftüsü Ramazan Tekin hakkında da Anayasa Mahkemesinde 11336 Dosya numarası ile dava devam etmektedir.
İftira evrakları 1012/1249 Dosya numaralı Anayasa Mahkemesine gönderildi. Anayasa Mahkemesinin 26.12.2012 tarih ve 2012/1249 sayılı yazısı ile de İdari İşlem başlatıldı.
Dörtyol Kaymakamlığına 10.01.2013 tarihli dilekçe verilmesine rağmen Kaymakamlık tarafından 18.02.2013 tarihinde konuyla ilgisi olmayan ve işi savsaklayan bir cevap verildi. Hatay Valiliğine internet üzerinden 27.06.2014 tarihli tekrar dilekçe vermem üzerine Hatay Valiliğince Hatay İl Müftülüğü personeli görevlendirildi ve soruşturma açıldı. 02.08.2013 tarihinde talimatla ifadem alınmasına rağmen Hatay Valiliğinin 08.01.2014 tarihli yazısı ekinde Hatay Müftülüğün yapmış olduğu 25.10.2013 tarih ve 11890 sayılı soruşturma yazısı alınca hiçbir soruşturma yapılmadan veya yalancı tanık ayarlayarak soruşturmanın kapatıldığı görüldü. Yasal olarak soruşturma evrakları istenince Gizli soruşturma yaptık denilerek görevin kötüye kullanıldığı gizlenmek istendi ve evraklar tarafıma verilmedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17.09.2013 tarihli 59601/09 sayılı Uğur Eşim Emsal Kararı doğrultusunda Hatay Cumhuriyet Başsavcılığına Şikayet Dilekçesi verilince konu İl İdare Kuruluna yönlendirildi ve hiçbir soruşturma yapılmadan şikayet yine sonuçsuz bırakıldı. Bana İftira atan Ali Yazıcı ve onu koruyan İl Müftülü personeli korundu.Görev açıkça kötüye kullanıldı. Karar da bana Osmaniye Valiliğince 13.05.2014 tarihinde tebliğ edilince aynı gün verdiğim itiraz dilekçesi sümenaltı edildi. Bu arada Ali Yazıcı benim Sicil Dosyamın bulunduğu Osmaniye İl Müftülüğüne Müftü Yardımcısı olarak atandı. Sicilime doğrudan erişme yetkisi verildi. Benim Adalet bakanlığına 19.09.2014 tarihinde tekrar Şikayet Dilekçesi vermem üzerine sümenaltı edilen soruşturma Jet hızıyla Adana Bölge İdare Mahkemesinden geçirilerek RED kararıyla bana tebliğ edildi. Hukuk ve AİHM kararları yok sayıldı. Oysa Anayasamızın 90. maddesi gereği AİHM kararları Türk Hukukunun önünde ve Türkiyenin uyması gereken karardır. Bu gün Japonya %3 civarında olan Adaletindeki hukuksuzluğu gidermek için çalışmalar yaparken Türkiye %88 civarında olan Adaletindeki hukuksuzluğu gidermek yerine artırmaya çalışmaktadır. Buda vatandaş olarak bizleri mağdur etmektedir.
Yargıtay'ında aynı yönden kararına rağmen Adil Yargılama ve Soruşturma yapılmadığından, Yargıtay'ın ve 59601/09 sayılı AİHM'in kararına uyulmadığından Adana Bölge İdare Mahkemesinin 2014/265 Esas , 2014/361 Karar sayılı kararı sureti 07.11.2014 tarihinde Aslı değil FAKS SURETİ olarak bana tebliğ edildi. Anayasanın 40. maddesi gereğince Mağduriyetimin Tazmini için bu dava oluştu.
B- Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar:
Dosyamda bulunan ve Osmaniye İl Müftülüğü'nün 29.11.2012 tarih ve 2426 sayılı yazısı ile alınan evrakların 02.09.1999 tarih ve 4455 sayılı kanun ile 04.07.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Memur Sicil Affı kanunlarına aykırı olması,bunu sicil dosyama koyanlar hakkında görev kötüye kullanılarak, soruşturma ve davaların işlem yapılmadan hukuksuzca kapatılması nedeniyle;
Anayasanın 5., 10.,11.,12.,17., 19.,.20.,38.,39.,40.,41.,90, 125., 129., 136. ve 138. maddelerinin açıkça İhlal Edildiğini;
Ayrıca; Bu, Sahte Belgelerle Sürgün Edildiğim, Dosyama uydurma Suç Evrakı konmasına ve bu evraklarla yasal işlemler yapılmasına rağmen gereğinin yapılmaması, bu suçu işleyenlerin korunması ve Mahkeme Kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin;
Madde 3-İşkence Yasağı. Hiç kimseye işkence yapılamaz, insanlık dışı yada küçültücü ceza veya muamele uygulanamaz, hükmüne;
Madde 6-Adil Yargılanma Hakkı'na; Kaza davam ve Rüşvet davalarım 10 yıldır sonuçlanamazken bu davamın JET hızıyla bir ay gibi kısa bir sürede sonuçlandırılması bu ülkede Adaletin birilerinin oyuncağı olduğunun açık delilidir.
Madde 17- Hakları Kötüye Kullanma Yasağına; Kamu yetkisi kullanılarak hakkımda yapılan suçlamalar, dosyamdaki evraklar ile ilgili hiçbir işlem yapılmaması, mahkeme dosyalarımın adil olmayan yargılanmalarla sonuçlanması Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin tüm Temel İlke'lerine aykırılığı açıktır. Bununda hak ihlalleri olduğu açıktır. Yaşadığım bu mağduriyet, sürgün ve haksızlığın Tazminini istemek te benim en doğal hakkımdır.
Ayrıca: AİHM'nin Uğur Eşim Hakkında Verdiği 17.09.2013 tarih ve 59601/09 sayılı kararına da aykırıdır. Bu Karar daha önce açılan ve Anayasa mahkemesinde görülmekte olan bu dava ile ilişkili 2014/11336 ve 2014/12770 sayılı dosyalarda mevcuttur.
Eski İslahiye Müftüsü Ali Yazıcı'nın hakkımda yazmış olduğu iftira yazıları uzun bir aradan sonra Diyanetle olan bir icra davamdan sonra Memur affına rağmen dosyamdan silinmemesi üzerine elime geçmiş, geçer geçmez de Diyanet İşleri Başkanına gönderilmesine rağmen bu Müfteriler korunmuştur. Diyanet İşleri Başkanı gibi Hayat Müftülüğü personeli de bir daire amirini korumak adına Dinini ve İnsanlığını ayaklar altına almış, ahlaksız ve Allahsız davranmıştır.
Hiç şüphesiz Diyanet İşleri Başkanı bu ülkede İslam Dininin yegane temsilcisidir. İl ve İlçe Müftüleri de Başkanın alt temsilcileridir. Temsil ettikleri dinin emirlerine göre hareket etmekle yükümlüdürler. İslam Dini'nde de zaman aşımı söz konusu değildir. Herkes işlediği zerre kadar suçta ve hayırda sorumludur. Yönettiği Kurumdan ve memurlarından da dinin kendisine çizdiği çerçeveye göre sorumludur. Memuruna iftira atan Müftüyü korumak aynı şekilde kendisini suça ortak ve sorumlu yapar. Mahkemelerin bu kişileri koruması iftirayı ortadan kaldırmaz. Müftüleri Dini Sorumluluktan kurtarmaz.
C- Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının açıklaması:
Ben Gaziantep İslahiye'de Müftünün İftirasına maruz kaldım, kasada bulunan maaşı yemekle suçlandım ve açığa alındım. Yalan ve iftiralarla da Sürgün edildim. Bu Sürgün benim Tüm Hayatımı etkilemiş, kurulu düzenimi bozmuştur. Babam ve Kardeşlerimle aramı açmış, Ev eşyalarım sürgün yerine götürülememiş, hepsi telef olmuştur. Beni, Eşimi ve çocuklarımı mağdur etmiştir.
Hatta; İftira ile sürgün edilmesem oğlum Ankara'da kaza geçirip %98 Beyin Özürlü mağdur kalmayacak, ben de Böbreklerimi Kaybetmeyecek, Hemodiyaliz ve Kalp Hastası olmayacak, %93 Engelli olmayacaktım.
Bu İftira ve sürgün dolayısıyla hayatım boyunca suçlandım. Memur affına rağmen hakkımdaki her işlemde bu iftiralara bakıldı ve ona göre işlem yapıldı. Ne görevden yükselme taleplerim nede Kurum değişikliği taleplerim yerine getirildi.
Hatay Valiliği (İl Müftülüğü) Yasal şikayetime rağmen bana iftira atan Ali Yazıcı korunmuş, kendilerine verilen yetkiyi kötüye kullanarak beni ve ailemi mağdur etmişlerdir. Verilen mağduriyetin bedelini de kendilerini koruyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasa'nın 40. maddesi gereğince ödemelidir. Kendilerine dönüp dönmeme de devletin sorumluluğundadır.
Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar:
1-Hatay C. Başsavcılığına verilen 03.03.2014 tarihli dilekçe ile Başsavcılığın dilekçemi İl İdare Kuruluna yönlendirmesi üzerine Hatay İl İdare Kurulunun 29.04.2014 tarih ve 30 sayılı Soruşturmaya İzin Verilmemesi Kararı
2-Bu Karara yapılan 13.5.2014 tarihli itiraz üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi'nin 14/10/2014 tarih 2014/265 Esas, 2014/361 Karar saylı Kararıyla Kesin olarak İTİRAZIN REDDİNE karar verilmiş ve bu karar faksla bana 07.11.2014 tarihinde Osmaniye Valiliği İl İdare Kurulu tarafından Posta yolu ile tebliğ edilmiştir.
V- SONUÇ TALEPLERİ:
Yalan ve İftira ile Sürgün edildiğim, aşağılama ve Manevi İşkenceye tabi tutulduğum halde ve bunlar evrakla sabit olduğu halde, Kamu gücü kullanılarak Adil Yargılama ve Soruşturma yapılmadığından, ve bilerek görev kötüye kullanıldığından ,beni mağdur edenleri koruyan Kamu Görevlilerinden uğradığım mağduriyetlerin, çektiğim sıkıntıların ve hastalığım bir nebze karşılığı olarak;
100.000.-TL (Yüzbin Lira) Maddi,100.000.-TL(Yüzbin Lira) Manevi olmak üzere; Toplam: 200.000.-(İki Yüzbin Lira) Maddi ve Manevi Tazminat ödenmesini;
Arz ve Talep ederim.11.11.2014
Mustafa DEMİR
Başvurucu
11 Kasım 2014 Salı
1 Kasım 2014 Cumartesi
TEŞEKKÜR VE LANET
TEŞEKKÜR VE
LANET İLANIDIR!
2004
yılı 6 Ağustos Akşamı Ankara-Bala Lisesi önünde ki kaldırımda Ağır bir Trafik
Kazası geçiren Oğlum Halil DEMİR’in Kaza ve Tazminat Davası 2014 tarihinde
tamamlanmış olup, bu kaza nedeniyle;
Kaza anında ilk müdahaleyi yapan Bekçi
Mustafa’nın Sağlıkçı oğluna,
Kazadan sonra olay yerine gelerek
oğlumu ilk tanıyan ve Tedavisi süresince yardımını esirgemeyen Eczacı Cihat Barbaros AYATA’ya;
Kazada
ilk müdahaleyi yapan ve izinli olmasına rağmen görevi devralan Doktor
Salih YILMAZ’a,
Görevi Dr.Salih Yılmaz’a devrederek
oğlumu Ambulansla Ankara’ya getiren Doktor Nurşen YAŞA’ya,
İlk müdahahaleyi yapan Ankara Gazi
Ü.Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi Doktor ve Çalışanlarına;
50 gün Yoğun bakımında itina ile
bakılarak oğlumun yaşamasını sağlayan Özel Güven Hastanesi’nin başta Başhekimine, Prof.Dr. Hızır Alp, Prof
Dr Halil Kamil Öğe, Genel Yoğun Bakım Doktorları , çalışanları ve tüm Hastane
personeline;
7 ayı yoğun bakım olmak üzere 17 ay
süreyle oğluma gerektiği gibi bakarak tedavisini sağlayan Özel İncek Fizik
Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Sahibi ve Doktoru Dr. İzzettin Yüceer olmak
üzere tüm hastene doktorlarına, fizyoterapistlerine ve tüm çalışanlarına;
Tedavisi süresince bizi yalnız
bırakmayan ve desteklerini esirgemeyen Bala Lisesi Müdürü Nuri TAŞATAN olmak
üzere tüm Öğretmen ve Öğrencilerine;
Kazadan sonra bizi destekleyen, maddi
ve manevi olarak yanımızda olan ve acımızı paylaşan tüm Bala Halkına;
Kendisine yazılan Mektuba hemen cevap
vererek Geçmiş olsun dileklerini ileten
Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah
GÜL’e,
Davada her türlü zorluğa rağmen
görevini yapan ve bu davanın kazanılmasına sağlayan Avukat Hüseyin AYAN ve
ekibine,
Kısacası:Oğlunun kazasında yanımızda
olan ve bize MADDENTEN VE MANEN YARDIMCI OLAN tüm Kamu görevlilerine ve
kişilere,
Sonsuz
TEŞEKKÜRLEMİZİ sunar, Ölenlere Allah’tan Rahmet, Yaşayanlara Hayatlarında
Mutluluk ve Başarılar Dileriz.
Ayrıca:
Kaldırmda olan kazayı Rüşvetle yol ortasında
gösteren, aldığı rüşvetle Antalya’da tatil yapan Trafik Polisi Mustafa Gödek’e;
Bizzat evime gelerek kazanın kaldırımda
olduğunu bildiren, rüşveti görünce gerçek raporu münasip yerine gizleyen
Emniyet Müdür Vekili Ali Mülayim’e;
Kazadan 2 gün sonra gelerek evrakların
rüşvetle değiştirilmesine göz yuman ve düzenlenen evrakları bilerek imzalayan
Savcı İrfan Saz’a ve ona bunu yaptıran Başsavcı Mustafa Saylam’a;
Savcılığı yanına aldığı adamlarla ziyaret
ederek Rüşvet dağıtan ve beni Davacı ettirmeyeceğini ileri sürerek evrakları
değiştittiren ve ben her türlü işlemi yapıp evimi de evinin yanına getirince
hiçbirsey yapamayan Kuyumcu Abdulkadir Kılıç’a ve onun yanında Savcıyı ziyaret
edenlere;
Aldığı rüşvetle daha kötü Rapor hazırlayan ve
benimde nüfuslu olduğumu öğrenince Kuyumcunun yanına damlayan ve korunarak asla
mahkemeye çıkartılmayan Bilirkişi Jandarma Uzman Çavuş Abdullatif Öztürk’e;
Bilirkişi Abdullatif Öztürkle birlikte
çalışan ve benim Rüşvet vermediğim için aleyhime karar verildiğini söyleyenn ve
Dedemin adını duyunca Rüşver aldıkları Kuyumcunun yanına damlayan
İslahiye’li Jandarma Uzman Çavuş
Mustafa Şahin’e;
Raporların ve evrakların değiştirilmesinde
katkısı bulunan veya gerçeği söylemeyerek susan Bala karakolu ve Emniyet
Müdürlüğünde görevli tüm Polis memurlarına;
İlk duruşmayı bizi Mahkeme önünde
uzaklaştırarak yapan Ankara 3. Mahkemesi Hakimlerine ve bizi uzaklaştıran
Emniyet Görevlilerine;
2/8 le Adamın Donunu alırsın diyerek
yüzündeki kalıcı izi raporuna geçirmeyen Ankara Adli Tıp Doktoru Talat
YURTMAN’a;
Aldığı Rüşvetle siz niye Dava açtınız?
diyecek kadar ahlaksızlaşan Hakim Mehmet Keskin’e;
Kiracısı olduğu Abdulkadir Kılıç’ın isteğiyle
bu davayı kazanmayacağımızı iddia eden ve kazanmamamızı sağlayan Savcı Murat
Tahtakılıç’a;
Tazminat davamızı rüşvetle Ret ederek bizi
mağdur eden Asliye Hukuk Hakimi Bayan Şerife KIRBIYIK KARAKAYA’ya,
Bize geçmiş olsun demediği gibi kasada duran
Yardım Senedimi İcraya verdiren Bala Müftüsü Tahir Yemenoğlu ve Şefi Muharem
Küçükşahin’e;
Bizim kazamıza sevinerek rüşvet verenlerle
birlikte olan tüm Bala Halkına;
Soruşturmamızı kapatan Ankara Trafik Şube
Emniyet Müdürü Muhammet Arıcan’a;
Sikayetimizi Oğlunun durumunu kabul edemiyor
diye red eden Ankara savcı yardımcısı Ahmet Berke’ye
Hakimlerle ilgili davamızı Soruşturmaya izin
verilmediği gerekçesiye red eden Ankara 14. İdare Mahkemesi Hakimlerine ve
itirazlarımızı aynı gerekçeyle red eden Danıştay Hakimlerine;
Polislerle İlgili soruşturmamızı red eden Ankara Valiliğine,
Polislerle ilgili davamızı red eden Ankara 12. İdare Mahkemesi Hakimlerine ve
şu ana kadar ellerinde tutarak sonuçlandırmayan Danıştay Hakimlerine;
Soruşturmaya izin vermeyen Adalet Bakanı ve
Yetkililerine;
Bana yardım etmediği gibi yardım senedimi
ahlaksızca borç senedine çevirerek bana kınama cezası verdiren ve adice İcraya
veren Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e, Diyanet İşleri Başkanlığı
Yetkilerine ve Diyanet Vakfı Yetkililerine ;
Onları koruyarak yargılamayan Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı Savcılarına ve Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Hakimlerine;
Kendilerine yazılan mektuba cevap vermeyen
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’na, Mehmet Görmez’e, Başbakan Yardımcısı
Bülent Arınç’a, Diyanete inceleme başlattığını bildiren ve bu yalan çıkan
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a
Ve, kendisine yazılan Mektuba cevap vermediği
gibi böyle bir mektup olmadığını bildiren Başbakanlık çalışanlarına ve Sayın
Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’a,
Anayasa Mahkemesinde Oğlumun Diş Tedavisinde
Hakime Dava açamayacağıma karar veren Anayasa mahkemesi Hakimine,
Diyanet İşleri Başkanı ve Personelini koruyan
karar veren Hakimlere ve ona soruşturma ve yargılama izni vermeyen Başbakanlık
görevlilerine,
Kısaca; Oğlumun kazasında sevinenlere ve
görevini yapmayarak Rüşet alan ve veren ve onları koruyan Tüm Kamu
görevlilerine ve kişilere...
LANET OLSUN! Diyoruz ve “Bizim Yaşadığımız
Acıları Yaşatmadan Allah Canlarını Almasın!” Diye Dua ediyoruz.
Demir Ailesi Adına
Mustafa DEMİR
28 Ekim 2014 Salı
AŞIKLARIMIZ
KIZLAÇ KÖYÜ : AŞIKLARIMIZ,
TÜRKÜLERİMİZ
Kalktı göç
eyledi Avşar elleri
Ağır ağır
giden eller bizimdir.
Arap atlar
yakın eder ırağı
Yüce[1]
dağdan aşan yollar bizimdir.
Kırşehirli
Muharrem Ertaş'ın Türkiye’ye duyurduğu Dalaloğlu’na ait bu türkü aslında bizim Gavurdağını
anlatır. Türkünün orjinali de Yüce dağdan değil Göğce dağdan aşan yollar
bizimdir şeklindedir. Benim çocukluğumda Rahmetli Datlı Apık (Abdurrahman
Tatlı, Annemin amcasının oğlu) türküyü bu şekliyle söylerdi.
Benim
çoculuğumun geçtiği Karlakkaçan Banı’sında komşumuz olan ve yaşlı ve hasta
olduğu için oğlaklarını bize güttüren Rahmetli Datlı Apık bize hikayeler
anlatır ve türküler söylerdi. Benimde ayağım topal olduğundan oğlakları genelde
Mustafa Dayımın oğlu Şaban güder, ben de Datlı Apık’a refaket eder, onun türkü
ve hikayelerini dinlerdim. Onun hasta olduğu zaman oğlaklarını torunu İdris
gütmeye gelirdi. İdris’le hiç anlaşamazdık. Söz dinlemez, oğlakların önüne
gitmez veya isteğimizi yapmazdı. Bizde Şaban’la oğlakları seçer, ayrı güderdik.
Akşam eve gelince de büyüklerimizden ya azar işitir, yada dayak yerdik.
İdris’te kendi oğlakları ile birlikte dedesinin oğlaklarını güdemez, rahmetli
hasta haliyle yanımıza oğlaklarını güttürmeye gelir, oturduğu yerde bize hikaye
ve türküler anlatırdı. Anlattığı hikayelerin, söylediği türkülerin büyük
çoğunluğu Dadaloğlu’na, Kozanoğlu Beyleri ile Gavurdağı Ağalarına ait olurdu.
Ben küçük çocukken de vefat etti. O rahmetliden kalma hala uzun hava
türkülerimize kulak aşinalığım var. Hala uzun hava türkülere ilgi duyarım.
Biraz
büyüdüğümde benim Dedem Halilcioğlu’nunda (Halil Tatlı) türkü söyleyen bir ozan
olduğunu, kardeşi Tatlı Ali’ninde ozan olduğunu öğrendim. Rahmetli annem
Bekiroların annesi için babasının
söylediği şu dörtlüğü bazan söyler, hikayesini de anlatırdı:
Ocağa kurmuş
sacı
Eline almış
oklavacı
Bekir Dayımın
ellengeci[2]
Haydi yaylaya,
yaylaya...
Annemin babası
askere gitmeden önce, saz çalıp türkü söylermiş. Köylüler yazın yaylaya gider,
gidemeyenler köyde kalırmış. Bizim köyde Yılmazlar ve Karagözler sülalesine
lakap olarak Bekirolar denirmiş. Bekirolar pek yaylaya gitmediğinden genelde
köyde kalırmış. Yine böyle bir yayla zamanı köyde kalan Bekirolardan bir kadın
ekmek yaparken köye gelen dedeme türkü söylemesini, söylerse kendisine Yağlı
Bazlama[3]
vereceğini söyler. Dedemde:
-Deli karı!
Ben türkü söylersem sen beni kovalarsın! Bazlamayı ver, öyle söyleyim. Der ve
bazlamayı yedikten sonra yukarıdaki dörtlüğü söyleyince dediği gibi karı
oklavayı çeker ve”Ben ellengeçmiyim” diye kendisini kovalar.
Annemin
Babası, aynı zamanda Babamın da Halasının oğlu olan Halilcioğlu, annem iki
yaşında iken askere gitmiş ve bir daha geri dönmemiş. Kafkas cephesinde şehit
olmuş. Şehitlik haberi de köye geldikten beş yıl sonra o da yanlışlıkla Havva
Nineme söylenmiş. Anlatıldığına göre dedemin babası köydeki okulda hoca imiş.
Kendisi de kardeşi Ali’yle birlikte saz çalarmış. Kendisine:
-Baban Hoca!
Sen de saz çalıyorsun! Bu sana yakışıyormu? Dediklerinde:
-Şeyimi
keserler mi? Diye sorar, Kesmezler! cevabını alınca da:
-Hiç mesele
değil öyleyse. Dermiş.
Datlı Ali’nin
de bilinen en meşhur türküsü Ağ Gelin türküsü imiş. Bu türküyü Yukarı Kaya
dibinde oturan Meyrem Koca’nın oğlu
Ağzıküçük lakaplı Mustafa’sı için Antep yöresinde getirilen ve güzelliği
ile meşhur gelini için söylediği anlatılırdı:
Bir kuş geldi
Ağcadağ’a, Ziyarat’a, Kaya’ya
Uçtu geldi
kondu bizim avluya,Ağ gelin, Sürmelim...
Şeklinde devam
eden türkü bozlak veya uzun hava olarak söylenirdi.
Annem bu
gelinin geldiğinde 6-7 yaşlarında olduğunu, bu türkünün Amcası Datlı Ali’ye ait
olduğunu anlatır, Ağ gelinin
onbeş-yirmi gün sonra da geri gittiğini söylerdi. Babam da hikayeyi doğrular,
Ağ gelinin kayınbabası Meyrem Koca’ya:
-Baba!
Hastanın karısı olur, topalın karısı olur, körün karısı olur. Fakat Deli’nin
karısı olmaz. Bana izin ver ben gideyim diyerek kayın babasından izin almış ve
gitmiş diye anlatırdı. Güzelliği ile meşhur olan bu geline Datlı Ali bu türküyü
yakmış, yaktığı bu türküyü de İslahiye Şatırhüyük Köyünde bir düğünde
söyleyince uzun hava ve bozlak olarak benimsenmiş, 1930’lu yıllarda TRT
sanatçısı ve türkü derleyicisi Nurettin Sarısözen tarafından derlenip te
Radyodan yayınlanınca da tüm Türkiye bu türküye sahip çıkmıştır.
Ben, bu
türküyü rahmetli Datlı Apık’tan sonra Ankara’da Keskin FM’de bu orijinal
haliyle dinleyince TRT’nin Ankara Balgat’ta bulunan merkez binasına gitmiş,bu
türkünün kaydını aramış bulamamıştım. Ayrıca bu türkünün Macar Bardok
tarafından da derlendiğini öğrenmiştim. Bu gün halk arasında bu türkünün
orijinal haline pek benzeneyen “Ağ
Gelin indimola yayladan” sözleriyle devam eden yeni tabirle “çakma[4]
Ağ Gelin” türküsü söylenmektedir.
Kızlaç Köyü'ne ait olan türkülerden bir tanesi de meşhur Alageyik Türküsü'dür. Kızlaç'ın arkasındaki Ağcadağ'daki kayalıklara geyik avına giden ve kayadan düşerek ölen avcının türküsünü anlatır:
Bende gittim bir geyiğin avına
Geyik çeki beni kendi dağına ...
diye devam eden türkü bu gün itibariyle Türkiye'ye mal olmuş bir türküdür. Bu konuda kitap yazan meşhur yazarlardan Yaşar Kemal, gençliğinde Kızlaç Köyü'ne gelmiş, Kaya dibinde Kara Cuma Lakaplı Babamın Halasının Torunu, Annemin de Amcasının Oğlu Cuma Tatlı'nın evinin giriş kapısında bulunan bir çift Geyik Boynuzunu kitabında abartılı bir şekilde anlatmaktadır. Kızlaç Köyü'nü abartılı bir şekilde anlatsa da Alageyik Efsanesini anlatan bir kitap yazmıştır.
Alageyik Türküsüne film çeken meşhur aktör Cüneyt Arkın, filmin çekimlerine o tarihte Bahçe İlçemize bağlı olan Hasanbeyli İlçesi Köylerinde çekmiş olsa da, Filmin final sahnesinde geyiğin göründüğü yer Kızlaç Köyü'nün Güney Batısı, yani Kızlaç-Karafenk (Hasanbeyli) sınırıdır.
Kızlaç Köyünün Kuzey arkası meşhur kayalıklarla dolu olan Ağcadağ Tepesidir. Eskiden büyük Kamalak, Andız ve Akçaağaç ormanıyla kaplı olan bölge bugün büyük oranda ağaçlardan temizlenmiş çıplak kayalık görünümündedir. Eskiden Rahmetli babam her kurban bayramından önce bu kayalıklara gider, bir yük kurumuş Andız Ağacı kökü getirirdi. Kurban bayramında bu Andız Kökleri yakılarak kor haline getirilir, Bayramda Çaman bu korun üzerinde pişirilir, bu da ete güzel bir lezzet katardı. babam bu alışkanlığını uzun süre devam ettirdi. Ancak ihtiyarlayınca bıraktı. Bizlerde okuyup memur olduğumuz ve köyde ikamet etmediğimiz için bu unutuldu gitti. Bu gün itibariyle Devlet bu kayalıkları yeniden ağaçlandırma çalışması başlatmıştır. Yine eskisi gibi olması için yüzyıllar gerekmektedir.
Kızlaç Köyü'ne ait olan türkülerden bir tanesi de meşhur Alageyik Türküsü'dür. Kızlaç'ın arkasındaki Ağcadağ'daki kayalıklara geyik avına giden ve kayadan düşerek ölen avcının türküsünü anlatır:
Bende gittim bir geyiğin avına
Geyik çeki beni kendi dağına ...
diye devam eden türkü bu gün itibariyle Türkiye'ye mal olmuş bir türküdür. Bu konuda kitap yazan meşhur yazarlardan Yaşar Kemal, gençliğinde Kızlaç Köyü'ne gelmiş, Kaya dibinde Kara Cuma Lakaplı Babamın Halasının Torunu, Annemin de Amcasının Oğlu Cuma Tatlı'nın evinin giriş kapısında bulunan bir çift Geyik Boynuzunu kitabında abartılı bir şekilde anlatmaktadır. Kızlaç Köyü'nü abartılı bir şekilde anlatsa da Alageyik Efsanesini anlatan bir kitap yazmıştır.
Alageyik Türküsüne film çeken meşhur aktör Cüneyt Arkın, filmin çekimlerine o tarihte Bahçe İlçemize bağlı olan Hasanbeyli İlçesi Köylerinde çekmiş olsa da, Filmin final sahnesinde geyiğin göründüğü yer Kızlaç Köyü'nün Güney Batısı, yani Kızlaç-Karafenk (Hasanbeyli) sınırıdır.
Kızlaç Köyünün Kuzey arkası meşhur kayalıklarla dolu olan Ağcadağ Tepesidir. Eskiden büyük Kamalak, Andız ve Akçaağaç ormanıyla kaplı olan bölge bugün büyük oranda ağaçlardan temizlenmiş çıplak kayalık görünümündedir. Eskiden Rahmetli babam her kurban bayramından önce bu kayalıklara gider, bir yük kurumuş Andız Ağacı kökü getirirdi. Kurban bayramında bu Andız Kökleri yakılarak kor haline getirilir, Bayramda Çaman bu korun üzerinde pişirilir, bu da ete güzel bir lezzet katardı. babam bu alışkanlığını uzun süre devam ettirdi. Ancak ihtiyarlayınca bıraktı. Bizlerde okuyup memur olduğumuz ve köyde ikamet etmediğimiz için bu unutuldu gitti. Bu gün itibariyle Devlet bu kayalıkları yeniden ağaçlandırma çalışması başlatmıştır. Yine eskisi gibi olması için yüzyıllar gerekmektedir.
Bende
çocukluğumda saza merak sarmış, hatta “Gelin ayşem” türküsünü notalı olarak
çalmayı öğrenmiştim. Otaokulda okurken Müzik yarışmasında: “Aşağıdan gelir omız
omuza” türküsüyle birinci seçilmiş, hastalığım nedeniyle türkü söyleme
isteğimde yarım kalmıştı. Büyüklerimiz de saz çalmaya şiddetle karşı çıktıkları
için tabir caizse hevesimiz kursağımızda kalmıştı. Bizde dedemizin yolunda
gidememiştik.
Yine K
Maraş’ta okurken 1976 yılında köylümüz ve anneminde Üvey Dayısının çocukları
olan Adem, İlyas ve enişteleri Maraşlı Mehmet tarafında Maraş Kalesinde bulunan
Aile Gazinosu kiralanmış, İslahiye’de inşaat işçisi iken Garson olarak
aldıkları bu günün meşhuru İbrahim Tatlıses’e (Gerçek soyadı Tatlı olup
Şanlıurfa’lıdır. Bizim köydeki Tatlı’larla soyisim benzerliği dışında bir
akrabalığı yoktur.) canlı olarak türkü söyletirlerdi. Maraş kalesinde Aile
Gazinosunda çalışırken canlı olarak sahneye çıkar, müşterilere türküler
söylerdi. Ben öğrenci olduğum için ve aile olarak gelmeyenler Gazinoya
alınmadığından tek olarak gelmezdim. Ya gazinoyu işleten Maraşlı Mehmet’in
hanımı veya akrabalarıyla, ya da bizim köydeki lokantayı işleten Sarı Kamil’in
eşi veya çocukları ile gelirdim. Biz müşteri olmadığımızdan çalışanların içinde
olur, bazanda onlara yardım ederdik. İbrahim Tatlıses’i o yıllarda yakından
görür ve dinlerdim. Gazino içkili olduğundan arkadaşlara da gazino yerine
sinamaya gittiğimi söylerdim. O yıl “Ayağında Kundura” türküsüyle meşhur oldu
ve garsonluğu bıraktı. Maraşlı Mehmet’te o yıldan sonra K.Maraş İmam-Hatip
Lisesinin yanında bulunan Gücsüzler Yurdu’na Aşçı oldu. İşletmeciliği bıraktı.
Zaman zaman yanına uğrardım. Bana çok yardımı olmuştur. Mezun olduktan sonra da
bir daha göremedim.
Ankara Bala’da
memurken dinlediğim bizim Gavurdağına ait türkülere orada Keskin Türküleri
dendiğini öğrenmiştim. Keskin ağzı denilen türkülerin büyük çoğunluğu bizim
Gavurdağı türküleriyle birebir uyuştuğu gibi Kırşehir ve Keskin’li aşıkların
söylediği uzun hava, bozlak veya türkülerin bazıları Dadaloğlu’na veya
Karacaoğlan’a ait olurdu. Ben dinlediğim bu türkülerin bizim yöresel
türkülerimiz olduğuna kimseyi inandıramamıştım.
Yıllar sonra
Osmaniye Kadirli’ye memur olarak geldiğimde Soy kütüğümüzü[5]
araştırdığım zaman Keskin Ağzı olarak dinlediğim türkülerin bizim Gavurdağında
Fırkai İslahiye tarafından Kırşehir ve Keskin’e sürgün edilen Kilisli Deli
Halil ve Küçükali oğlu Mustafa Paşa’nın
adamları olduğunun belgesini buldum. Küçükalioğlu Mustafa Paşa Dedemin anne
tarafından dedesi Seydo Ağanın babasıydı. Kayıtlara göre Fırkai İslahiye
tarafından hile ile yakalanmış, önce İstanbul’a, oradanda Niş’e sürgün
edilmişti. Adamlarınında büyük çoğunluğu Kırşehire ve Keskin’e sürülmüştü.
Keskin Kaymakamına bilgisayar üzerinden bu belgelerden bahsederek bununla
ilgili ellerinde kitap, bilgi ve belge olup olmadığı, varsa tarafıma
gönderilmesini istedim. Kaymakam Bey verdiği yazılı cevabında söylediklerimi
doğrulamakla birlikte ellerinde herhangi bir belgenin olmadığını, Halk Eğitim
Merkezi ile irtibata geçmemi istemiştir. Halk Eğitim Merkezleri genelde yöresel
giysi, oyun ve türkülerle ilgilendiği, tarihi geçmişlerle ilgilenmediği için
irtibata geçmedim.
Yine soykütüğü
araştırmalarımda, Dedemin Anne tarafından büyük dedesinin Küçükalioğlu Mustafa
Paşa olduğunu öğrendiğim gibi Baba tarafınfan Büyük Dedesinin Fırkai İslahiye
tarafından İstanbul’a sürgün edilen Kozanoğlu Beylerinden Halil Bey olduğunun
belgelerine ulaştım.
Dadaloğlu
bizim Gavurdağı yöresinde yaşamış ve Gavurdağı türküleri ile meşhurdur.
Halk arasında
bu gün Kanlıgeçit ismi ile bilinen yerde Çukurovaya inmek isteyen Cerit Aşireti
ile yaptığı kavgayı anlatan:
Ey der
Dadaloğlu’m yandım yakıldım.
Yarsuvat’ta
güreş ettim yıkıldım,
Üçyüz atlı ile
harbe dıkıldım.
Yüzü burda,
ikiyüzü nic’oldu.
Dizeleri ile
yenilgisini anlatır. Bu aşiret kavgalarını önlemek ve halkı yerleşik düzene
geçirmek üzere Osmanlı tarafından Fırkai İslahiye adında bir Islah ordusunun
Ahmet Cevdet Paşa komutasında yöreye gönderilmiştir. Bu ordu Gavurdağının
hakimi olan Küçükalioğullarını ve Kozan dağının hakimi olan Kozanoğullarını
bölgeden sürmüştür. Bunu Ahmet Cevdet Paşa tezakir atlı eserinin üçüncü
ciltinde açık açık anlatır. Ayrıca Osmaniye Valiliği İl Kültür Müdürlüğü’nün
yayınladığı ve M.Fatih Sansar’ın bir araştırması olan Fırkai İslahiye ve
Osmaniye adlı eserde de Fırkai İslahiye ordusunun Osmaniye’de yaptıkları işleri
Ahmet Cevdet Paşa’yı esas kaynak alarak diğer kaynaklarla birlikte açık açık
anlatır.
Dadaloğlu, hem
Küçükalioğlu Mustafa Paşa ve hemde Kozanoğulları beyleri için türküler
söylemiştir. Küçükalioğlu Mustafa paşa için söylediği:
Yine tuttu gavur dağı boranı,
Hançer vurup,
acarladı yaramı,
Sana derim Mıstık Paşa öreni
İçindeki bunca beyler nic’oldu.
Sabahaca
kandilleri yanardı,
Soytarılar
fırıl fırıl dönerdi
Ha deyince
beşyüz atlı binerdi.
Sana inip,
konan beyler nic’oldu.?
....
Kozanoğlu
Beyleri ve Fırkai İslahiye Ordusu için söylediği:
Aşağıda Yusuf
Paşam geliyor,
Düşmanına
karşı koyan merd’olur.
Şahin kocasada
vermez avını,
Ta ezelden
kurd eniği kurd’olur.
...
Dizelerinde
Fırkai İslahiye’nin iskanına karşı gelmeyi destanlaştırır. Fakat Kozanoğulları
Fırkai İslahiye’ye karşı gelmemiştir. Bizim büyük dedemiz olan Kozanoğlu Halil
Bey kardeşi Hacı Bey’ide alarak Aziziye (Kayseri Pınarbaşı)’de üçbin kişilik
adamıyla (bazı kaynaklarda bu sayı onbin olarak geçmektedir.) Fırkai İslahiye
Ordusuna katılınca diğer Kozanoğlu Beyleri Fırkai İslahiye Ordusuna karşı
gelememiştir.
Fırkai
İslahiye Ordusu bölgede düzeni sağlamak için tüm Kozanoğlu Beylerini Kozan
dışına sürmüştür. Buna bizim büyük dedemiz Halil Bey’de dahildir. Bu ülkede
Başbakanlık yapan Sayın Prof. Dr.Necmettin Erbakan’ın Dedesi Hüseyin Bey’i de
alarak İstanbul’a sürgün gitmiştir. Halil Bey’in torunu Abdurrahman Efendi
İstanbul’da Erbakan’ın babasıyla okuyup Mustandik (Savcı) olarak Fırkai
İslahiye ordusunun kurduğu ve adını bu ordudan alan İslahiye’ye (Erbakanın
babasıda Erzurum’a Mustandik) atanınca Babası Haci Bey (Tatar Hacı) Kızlaç
Köyüne geri gelip yerleşmiş ve Kamanağzı Mezarlığında meftundur.
Dadaloğlu'nun,
iskandan sonra söylediği Kırşehir ile ilgili türküleriyle de Küçükalioğlu
Mustafa Paşa’nın adamlarıyla birlikte Kırşehir yöresine sürgün edildiği anlaşılmaktadır.
Benim konunun
Kızlaç Köyü ile olan ilgisine gelince: Kızlaç Köyü’nün karşısında olan ve
asırlık Kocaçınar’ın üst tarafında yer alan Çukuryurt ve Acı Alma ile
ilgilidir. Acı Alma’ya gidipte oradaki taş harabeleri bilmeyen yoktur. Osmanlı
döneminde Doğunun geçit yeri olan Aslanlıbel (Belinbaşı) ve Hasanbeyli
(Fevzipaşa) geçit yerinin tam ortasında yer alan bu yerler Dadaloğlu
türkülerinde sık sık dile getirilmektedir. Eskiden şu an mevcut yollar
olmadığından kervan yolları mevcuttu. Ve bu yollar denetim altında tutulurdu.
Bu isimlerle ilgili yaptığım çalışmalarda Feke’de Maraş tarafında da bu isimde
yerler olsa da yukarıda bahsettiğim Kanligeçit (Yarsuvat)’te Ceritlerle yapılan
kavgada anlaştığı diğer beylerden habersiz olarak ve Gavurdağı'ndan hareketle (muhtemelen
Acı Alma’dan) Ceritlere arkadan saldırdığı, bu günkü gibi haberleşme
olmadığından üçyüz (bazı kaynaklarda dokuzyüz) kişilik adamlarıyla Ceritleri
yararak o zaman yerleşim yeri olan Kadirli yakınlarındaki Anavarza Kalesine
ulaştığı, diğer beylere kızarak yukarıda bir dörtlüğünü aldığım Yarsuvat
(Kanlıgeçit)türküsünü söylediği halk arasında hala anlatılmaktadır.
Benim
soy kütüğümüzü[6] çıkarmamda
da bu Çukuryurt ve Acıalma’nın büyük yeri vardır. Buranın Avşarların yaylası
olduğu ve Fırkai İslahiye’de yayınlanan Kozanoğullarına ait secerede Halil
Beyin oğullarına kaldığı Kızlaç Köyündeki akrabalarımızla tesbit ve tescil
edilmiştir. Eski anlatımlarda bu yöndendir. Fırkai İslahiye ordusunun
hareketi de bu anlatımları doğrular niteliktedir.
Kozanoğlu
Sülalesinin Farsak veya Varsak Afşarlarının Arıklı Cemaatinden olduğu
kayıtlarla mevcutur. Türküleri bu yörede halk arasında hala söylenen
Karacaoğlan’da Farsak veya Varsak Türkmelerindendir. Yani bizimle aynı soydan
ve aynı boydandır ve farklı türkülerle bu yöreyi anlatmaktadır:
Vara vara
vardım Alma deresi,
Uzak kaldı
nazlı yarla arası,
Artıyor,
eksilmez gönül yarası,
Saran kollar
yorulur mu bir zaman.
.....
Araştırmacı
İsmail Görkem: TÜRK GÖÇER ŞAİRLERİNE AİT ESERLERİN DERLEME, İNCELEME VE DEĞERLENDİRME SORUNLARI (Dadaloğlu’nun
“Kalktı Göç Eyledi” Türküsünden Hareketle)* adlı yazısında:
“Tespitlerimize
göre Dadalı Musa, 1776 tarihinde sağdır. Dadalı Musa’nın oğlu olan ve
‘Dadaloğlu’ mahlâsını kullanan ‘Veli’ de H. 1262 (M. 1845-46) yılından evvel
ölmüştür (Görkem 2006: 28-32). ‘Dadalı
Musa’ veya ‘Dadaloğlu Veli’ye ait metinlerin, 1865-66 yıllarında Derviş Paşa ve
Ahmet Cevdet Paşa tarafından yapılacak olan ‘Fırka-i Islahiyye’ hareketinden
önce yeniden üretildiği (=re- production) kanaatindeyiz. Böyle olunca, elbette
türküde anlatılanların, ‘Fırka-i Islahiye’ öncesinde Türkmen aşiretlerinin
yaşadığı ‘iskân hatıraları’ olduğu düşünülmelidir. Muhtemeldir ki, şiir
‘Dadaloğlu’ mahlası halk hafızasında korunarak, özellikle Afşar Türkmenleri
arasında ‘Fırka-i Islahiyye’nin acılarını dile getiren bir niteliğe
büründürülmüştür. Şiirin Cingözoğlu Seyyid Osman’ adına derlemelerinin
mevcudiyeti, bu hususu doğrulamaya yarar mahiyettedir (bk. Görkem 2006: 282-
284).”
Bu tesbit
afaki olup ne kişi, ne zaman, nede söylenen türkülerle uyuşmaktadır. Benim bunu
anlatmamdaki nedende böyle masa başı afaki anlatımlar yerine gerçeğin kişi, zaman
ve mekan üçlemine uygun gerçek söylemlerin ortaya çıkartılmasıdır. Özellikle
harf devriminden (yıkımından) sonra halk geçmişinden mahrum bırakılmıştır.
Kendi menfaatinden başka hiçbir şey düşünmeyen yeni bir nesil oluşturulmak
istenmiş ve bundan da büyük başarı sağlanmıştır. Geçmişe sövmek makam ve mevki
sahibi yapmıştır. Buna da en iyi örnek
Milli Şairimiz M.Akif Ersoy’un:
Gelenin hatırı
için geçmişe asla sövemem.
Demesi ve bu
ülkeyi terk ederek Mısır’a gitmek zorunda bırakılmasıdır.
Benim gerçek
isimlerle, yer ve zamanla anlatmam gerçeğin ortaya çıkarılması içindir. Saz
çalmayı aptallık sayan aptallara, aptallıklarını hatırlatmak içindir. İçinde
bulundukları cehaletle sazı şeytan aleti sanıp kıranlar, biz Avşarların büyük
bir geleneği olan “Aşıklık geleneğinin” yok olmasına büyük katkı
sağlamışlardır.
Onun için
Dadaloğlu’nun şu dizeleriyle yazıma son veriyor ve bu türkünün Acıalma ve Çukuryurt'tan göçü anlattığına inanıyor ve bunun araştırılması gerektiğine inanıyorum:
Ey der
Dadaloğlu’m kavga kurulur,
Öter tüfenk,
davlumbazlar vurulur,
Nice
koçyiğitler yere serilir,
Ölen ölür,
kalan sağlar bizimdir.
29.10.2014
Mustafa DEMİR
OSMANİYE
[1] Aslı
Göğcedağ’dan aşan yollar bizimdir.
[2] Ellengeç:
Yengeç’in yöresel adı. Genelde zayıf olan kişilere söylenir.
[3] Bir tür
yağlı kalın gözleme.
[4] Çakma:
Aslına benzeterek söylenmiş uydurma türkü.
[5] Sülalemizin
tarihi geçmişi. Kızlaçlı Fakılar olarak musdem80.blogspot.com adresinde
yayınlanmıştır.Aynı zamanda Kızlaç Köyü’nünde geçmişi olmaktadır. İsteyen
kişiler akrabalık durumuna göre Seceresini çıkarabilir.
[6]
Soy kütüğümüzü de “Kızlaçlı Fakılar” adı ile ve kaynaklarıyla birlikte
yayınladım. Benim çalışmalarımı hazırladığım, içinde köylerde düğün ve
mevlitlerde çektiğim görüntülerimin, çalışma yazılarımın ve belgelerimin
bulunduğu harici Harddisk’imin tarfik kazasında engelli olan oğlum tarafından
yere çalınarak kırılması üzerine yazının daha kalıcı olduğunu gördüm ve bu
hatıratımı hazırladım.
13 Ekim 2014 Pazartesi
HALDEM YARDIM DERNEĞİ TÜZÜĞÜ ONAYLANDI
DERNEK KURULUŞ
BİLDİRİMİ
BAHÇE
KAYMAKAMLIĞINA
Bahçeli Halil Demir
Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HALDEM)
tarafımızdan kurulmuştur. Gereğini arz ederim. 10/10/2014
İmzaMustafa DEMİR
Geçici Yönetim Kurulu Başkanı
Kaymakam
13/10/2014
VE DAYANIŞMA DERNEĞİ TÜZÜĞÜ
Derneğin Adı, Merkezi ve Şubesi
Madde
1- Derneğin Adı: “Bahçeli Halil Demir Yardımlaşma ve
Dayanışma
Derneği” dir. Kısa adı : HALDEM
’dir.
Derneğin
Merkezi : Osmaniye İli Bahçe İlçesi’dir
Şubesi açılabilecektir.
Derneğin Amblemi: (Amblem konulacaksa Genel Kurulca
belirlenir ve açıklayıcı bilgiler tüzüğe eklenir)
Derneğin Amacı ve Bu Amacı Gerçekleştirmek
İçin Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri İle Faaliyet Alanı
Madde 2- Dernek; Trafik kazası
nedeniyle özürlü kalan ve on yıl sonra ancak mahkemesi sonuçlanan Mağdur Bahçe
Kızlaç Köyünden Halil Demir’in Tedavisi, Mahkemesi ve Kardeşlerinin okurken
çektikleri sıkıntılar nedeniyle, Halil Demir Ailesi gibi mağdur olan kişilerin
mağduriyetini biraz giderebilmek, Demir ailesini ve üyelerini bir çatı altında
toplamak, engelli, hasta, bakıma muhtaç kişilerin tedavi ve rehabilitasyonuna
yardımcı olmak, fakir ve muhtaç insanların ve öğrencilerin her türlü
ihtiyaçlarına yardımcı olmak, üyeler arasında yardımlaşma ve dayanışma
bilincini geliştirmek amacıyla kurulmuştur.
Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve
Biçimleri
1-Faaliyetlerin
etkinleştirilmesi ve geliştirilmesine çalışmak, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs
veya faizsiz kredi vermek, Kamu kurum ve kuruluşlarına yardımcı olmak, basit
aletlerle veya küçük sermayeyle iş kurabilecek üyelere faizsiz kredi sağlamak
için çalışmak ve araştırmalar yapmak,
2-Kurs,
seminer, konferans ve panel gibi eğitim çalışmaları düzenlemek, Halil Demir’in
kazası sonrası yaşanan Tedavi ve Mahkeme süreci konusunda çalışmalar yaparak
kitap, broşür, bülten hazırlamak veya seminer, konferans vs. düzenlemek.
3-Gerekli
olan her türlü bilgi, belge, doküman ve yayınları temin etmek, dokümantasyon
merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete,
dergi, kitap gibi yayınlar ile üyelerine dağıtmak üzere çalışma ve
bilgilendirme bültenleri çıkarmak,
4-Sağlıklı
bir çalışma ortamını sağlamak, her türlü teknik araç ve gereci, demirbaş ve
kırtasiye malzemelerini temin etmek, Kamu kurum ve kuruluşlarına da yardımcı
olmak,
5-Gerekli izinler alınmak şartıyla yardım
toplama faaliyetlerinde bulunmak ve yurt içinden ve yurt dışından zekat, fitre
ve bağış kabul etmek,
6-Tüzük
amaçlarının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyduğu gelirleri temin etmek
amacıyla sağlık, iktisadi, ticari ve sanayi işletmeleri kurmak ve işletmek,
7-Üyelerinin
yararlanmaları ve boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için lokal açmak,
sosyal ve kültürel tesisler kurmak, bakım ve rehabilitasyon merkezleri açmak ve
bunları tefriş etmek,
8-Üyeleri
arasında beşeri münasebetlerin geliştirilmesi ve devam ettirilmesi için yemekli
toplantılar, konser, tiyatro, sergi, spor, gezi ve eğlenceli etkinlikler vb.
düzenlemek veya üyelerinin bu tür etkinliklerden yararlanmalarını sağlamak,
9-Dernek faaliyetleri için ihtiyaç duyulan taşınır, taşınmaz
mal satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek ve taşınmazlar üzerinde ayni
hak tesis etmek,
10-Gerek
görülmesi durumunda vakıf kurmak, federasyon kurmak veya kurulu bir federasyona katılmak, Gerekli
izin alınarak derneklerin izinle kurabileceği tesisleri kurmak,
11-Uluslararası
faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu
kuruluşlarla proje bazında ortak
çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak,
12-Amacın
gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi halinde, 5072 sayılı Dernek ve
Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri
saklı kalmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren
konularda ortak projeler yürütmek,
13-Dernek
üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve
hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurmak,
14-Gerekli
görülen yerlerde dernek faaliyetlerini yürütmek amacıyla temsilcilik açmak,
15-Derneğin amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla
yasaklanmayan alanlarda, diğer derneklerle veya vakıf, sendika ve benzeri sivil
toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek için plâtformlar
oluşturmak,
Derneğin Faaliyet Alanı
Dernek, Yardımlaşma ve Dayanışma alanında yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösterir.
Üye Olma Hakkı ve Üyelik
İşlemleri
Madde 3- Fiil ehliyetine sahip bulunan
ve derneğin amaç ve ilkelerini benimseyerek bu doğrultuda çalışmayı kabul eden
ve Mevzuatın öngördüğü koşullarını taşıyan her gerçek ve tüzel kişi bu derneğe
üye olma hakkına sahiptir. Ancak, yabancı gerçek kişilerin üye olabilmesi için
Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olması da gerekir. Onursal üyelik için bu
koşul aranmaz.
Dernek başkanlığına yazılı olarak
yapılacak üyelik başvurusu, dernek yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde
üyeliğe kabul veya isteğin reddi şeklinde karara bağlanır ve sonuç yazıyla
başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul edilen üye, bu amaçla tutulacak
deftere kaydedilir.
Derneğin asıl üyeleri, derneğin
kurucuları ile müracaatları üzerine yönetim kurulunca üyeliğe kabul edilen
kişilerdir. Derneğe maddi ve manevi bakımdan önemli destek sağlamış bulunanlar
yönetim kurulu kararı ile onursal üye olarak kabul edilebilir.
Derneğin şube sayısı üçten fazla olduğunda dernek merkezinde kayıtlı
bulunanların üyelik kayıtları şubelere aktarılır. Yeni üyelik müracaatları
şubelere yapılır. Üyeliğe kabul ve üyelikten silinme işlemleri şube yönetim
kurulları tarafından yapılır ve en çok otuz gün içinde bir yazıyla Genel
Merkeze bildirilir.
Üyelikten Çıkma
Madde
4-Her üye yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına
sahiptir.Üyenin istifa dilekçesi yönetim kuruluna ulaştığı anda çıkış işlemleri
sonuçlanmış sayılır. Üyelikten ayrılma, üyenin derneğe olan birikmiş borçlarını
sona erdirmez.
Üyelikten Çıkarılma
Madde
5-Dernek üyeliğinden çıkarılmayı gerektiren haller.
1-Dernek tüzüğüne aykırı davranışlarda
bulunmak,
2-Verilen görevlerden sürekli kaçınmak,
3-Yazılı ikazlara rağmen üyelik
aidatını ödememek,
4-Dernek organlarınca verilen kararlara
uymamak.
5-Mazeret
sunmaksızın (5) beş Olağan veya Olağanüstü genel kurul toplantısına katılmamak,
6-Üye
olma şartlarını kaybetmiş olmak,
Yukarıda
sayılan durumlardan birinin tespiti halinde yönetim kurulu kararı ile üyelikten
çıkarılır.Dernekten çıkan veya çıkarılanlar, üye kayıt defterinden silinir ve
dernek malvarlığında hak iddia edemez.
Dernek Organları
Madde
6-Derneğin organları aşağıda gösterilmiştir.
1-Genel kurul,
2-Yönetim kurulu,
3-Denetim kurulu,
Dernek Genel Kurulunun Kuruluş
Şekli, Toplanma Zamanı ve Çağrı ve Toplantı Usulü
Madde 7-Genel kurul, derneğin en
yetkili karar organı olup; derneğe kayıtlı üyelerden oluşur. Derneğin şubesinin
açılması durumunda ise şube sayısı üçe kadar genel merkez ve şubelerinde
kayıtlı üyelerden; şube sayısı üçten fazla olması durumunda ise genel
merkezdeki kayıtlı üyeler şubelere nakledilerek şubelerin genel kurullarında
seçilen delegelerden oluşur.
Genel
kurul;
1-Bu
tüzükte belli edilen zamanda olağan,
2-Yönetim veya denetim kurulunun
gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı isteği
üzerine otuz gün içinde olağanüstü toplanır.
Olağan genel kurul, 3 yılda bir, Aralık
ayı içersinde, yönetim kurulunca belirlenecek gün yer ve saatte toplanır.
Genel
kurul toplantıya yönetim kurulunca çağrılır.
Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa;
üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hakimi, üç üyeyi genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirir.
Çağrı
Usulü*
Yönetim
kurulu, dernek tüzüğüne göre genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin
listesini düzenler. Genel kurula katılma hakkı bulunan üyeler, en az onbeş gün
önceden, toplantının günü, saati, yeri ve gündemi en az bir gazetede veya
derneğin internet sayfasında ilan edilmek, yazılı olarak bildirilmek, üyenin
bildirdiği elektronik posta adresine ya da iletişim numarasına mesaj
gönderilmek veya mahalli yayın araçları kullanılmak suretiyle toplantıya
çağrılır. Bu çağrıda, çoğunluk sağlanamaması sebebiyle toplantı yapılamazsa,
ikinci toplantının hangi gün, saat ve yerde yapılacağı da belirtilir. İlk
toplantı ile ikinci toplantı arasındaki süre yedi günden az, altmış günden
fazla olamaz.
Toplantı,
çoğunluk sağlanamaması sebebinin dışında başka bir nedenle geri bırakılırsa, bu
durum geri bırakma sebepleri de belirtilmek suretiyle, ilk toplantı için
yapılan çağrı usulüne uygun olarak üyelere duyurulur. İkinci toplantının geri
bırakma tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yapılması zorunludur. Üyeler
ikinci toplantıya, birinci fıkrada belirtilen esaslara göre yeniden çağrılır.
Genel kurul toplantısı bir
defadan fazla geri bırakılamaz.
Toplantı
Usulü*
Genel kurul, katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğunun, tüzük
değişikliği ve derneğin feshi hallerinde ise üçte ikisinin katılımıyla
toplanır; çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda
ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı,
yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.
Genel
kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesi toplantı yerinde hazır
bulundurulur. Toplantı yerine girecek üyelerin resmi makamlarca verilmiş kimlik
belgeleri, yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulunca görevlendirilecek
görevliler tarafından kontrol edilir. Üyeler, yönetim kurulunca düzenlenen
listedeki adları karşısına imza koyarak toplantı yerine girerler.
Toplantı
yeter sayısı sağlanmışsa durum bir tutanakla tespit edilir ve
toplantı yönetim kurulu başkanı
veya görevlendireceği yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından açılır. Toplantı yeter sayısı sağlanamaması
halinde de yönetim kurulunca bir tutanak düzenlenir.
Açılıştan
sonra, toplantıyı yönetmek üzere bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile
yazman seçilerek divan heyeti oluşturulur.
Dernek
organlarının seçimi için yapılacak oylamalarda, oy kullanan üyelerin divan
heyetine kimliklerini göstermeleri ve hazırun listesindeki isimlerinin
karşılarını imzalamaları zorunludur.
Toplantının
yönetimi ve güvenliğinin sağlanması divan başkanına aittir.
Genel
kurulda, yalnızca gündemde yer alan maddeler görüşülür. Ancak toplantıda hazır
bulunan üyelerin onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen
konuların gündeme alınması zorunludur.
Genel
kurulda her üyenin bir oy hakkı vardır; üye oyunu şahsen kullanmak zorundadır.
Onursal üyeler genel kurul toplantılarına katılabilir ancak oy kullanamazlar.
Tüzel kişinin üye olması halinde, tüzel kişinin yönetim kurulu başkanı veya
temsille görevlendireceği kişi oy kullanır.
Toplantıda görüşülen konular ve
alınan kararlar bir tutanağa yazılır ve divan başkanı ile yazmanlar tarafından
birlikte imzalanır. Toplantı sonunda,
tutanak ve diğer belgeler yönetim kurulu başkanına teslim edilir. Yönetim
kurulu başkanı bu belgelerin korunmasından ve yeni seçilen yönetim kuruluna
yedi gün içinde teslim etmekten sorumludur.
Genel Kurulun Oy kullanma ve Karar Alma
Usul ve Şekilleri
Madde 8--Genel kurulda yönetim ve
denetleme kurulu üyelerin seçimleri gizli oylama ile diğer konulardaki kararlar
ise açık olarak oylanır. Gizli oylar, toplantı başkanı tarafından mühürlenmiş
kağıtların veya oy pusulalarının üyeler tarafından gereği yapıldıktan sonra içi
boş bir kaba atılması ile toplanan ve oy vermenin bitiminden sonra açık dökümü
yapılarak sonuç belirlenir.
Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin
salt çoğunluğuyla alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi
kararları, ancak toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.
Toplantısız veya Çağrısız Alınan
Kararlar*
Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla alınan
kararlar ile dernek üyelerinin tamamının bu tüzükte yazılı çağrı usulüne
uymaksızın bir araya gelerek aldığı kararlar geçerlidir. Bu şekilde karar alınması olağan toplantı yerine geçmez.
Genel Kurulun Görev ve Yetkileri
Madde 9-Aşağıda yazılı hususlar
genel kurulca görüşülüp karara bağlanır.
1-Dernek organlarının seçilmesi,
2-Dernek tüzüğünün değiştirilmesi,
3-Yönetim ve denetim kurulları
raporlarının görüşülmesi ve yönetim kurulunun ibrası,
4-Yönetim kurulunca hazırlanan bütçenin
görüşülüp aynen veya değiştirilerek kabul edilmesi,
5-Derneğin
diğer organlarının denetlenmesi ve gerek görüldüğünde haklı sebeplerle onların
görevden alınması,
6- Üyeliğin
reddi veya üyelikten çıkarma hakkında verilen yönetim kurulu kararlarına karşı
yapılan itirazların incelenmesi ve karara bağlanması,
7-Dernek için gerekli olan taşınmaz
malların satın alınması veya mevcut taşınmaz malların satılması hususunda
yönetim kuruluna yetki verilmesi,
8-Yönetim kurulunca dernek çalışmaları
ile ilgili olarak hazırlanacak yönetmelikleri inceleyip aynen veya
değiştirilerek onaylanması,
9-Dernek yönetim ve denetim
kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine verilecek ücret ile her
türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar ile dernek hizmetleri için
görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarlarının tespit
edilmesi,
10-Derneğin federasyona katılması ve
ayrılmasının kararlaştırılması,
11-Derneğin şubelerinin açılmasının
kararlaştırılması ve açılmasına karar verilen şube ile ilgili işlemlerin
yürütülmesi husunda yönetim kuruluna yetki verilmesi,
12-Derneğin uluslar arası faaliyette
bulunması, yurt dışındaki dernek ve kuruluşlara üye olarak katılması veya
ayrılması,
13-Derneğin vakıf kurması,
14-Derneğin fesih edilmesi,
15-Yönetim kurulunun diğer önerilerinin
incelenip karara bağlanması,
16-Derneğin
en yetkili organı olarak derneğin diğer bir organına verilmemiş olan
işlerin görülmesi ve yetkilerin kullanılması,
17-Derneğe
bağışlanan Fitre ve Zekatların ayrıca kaydedilerek Dini usule uygun karşılıksız
dağıtılmasının sağlanması ve takibi,
18-Mevzuatta genel kurulca yapılması belirtilen diğer görevlerin
yerine getirilmesi,
Yönetim
Kurulunun Teşkili, Görev ve Yetkileri
Madde 10-Yönetim kurulu Beş (5) asıl ve Beş (5) yedek üye olarak
genel kurulca seçilir.
Yönetim
kurulu, seçimden sonraki ilk toplantısında bir kararla görev bölüşümü yaparak
başkan, başkan yardımcısı, sekreter, sayman ve üye’yi belirler.
Yönetim kurulu, tüm üyelerin haber
edilmesi şartıyla her zaman toplantıya çağrılabilir. Üye tamsayısının
yarısından bir fazlasının hazır bulunması ile toplanır. Kararlar, toplantıya
katılan üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınır.
Yönetim kurulu asıl
üyeliğinde istifa veya başka sebeplerden dolayı boşalma olduğu taktirde genel
kurulda aldığı oy çokluğu sırasına göre yedek üyelerin göreve çağrılması
mecburidir.
Yönetim Kurulunun Görev ve Yetkileri
Yönetim kurulu aşağıdaki hususları
yerine getirir.
1-Derneği temsil etmek veya bu hususta
kendi üyelerinden birine veya bir üçüncü kişiye yetki vermek,
2-Gelir ve gider hesaplarına
ilişkin işlemleri yapmak ve gelecek
döneme ait bütçeyi hazırlayarak genel kurula sunmak,
3-Derneğin çalışmaları ile ilgili
yönetmelikleri hazırlayarak genel kurul onayına sunmak,
4-Genel kurulun verdiği yetki ile
taşınmaz mal satın almak, derneğe ait taşınır ve taşınmaz malları satmak, bina
veya tesis inşa ettirmek, kira sözleşmesi yapmak, dernek lehine rehin ipotek
veya ayni haklar tesis ettirmek,
5-Genel kurulun verdiği yetki ile şube
açmaya ilişkin işlemlerin yürütülmesini sağlamak,
6-Derneğin
şubelerinin denetlenmesini sağlamak,
7-Gereli görülen yerlerde temsilcilik
açılmasını sağlamak,
8-Genel kurulda alınan kararları
uygulamak,
9-Her faaliyet yılı sonunda derneğin
işletme hesabı tablosu veya bilanço ve gelir tablosu ile yönetim kurulu
çalışmalarını açıklayan raporunu düzenlemek,
toplandığında genel kurula sunmak,
10-Bütçenin uygulanmasını sağlamak,
11-Derneğe üye alınması veya üyelikten
çıkarılma hususlarında karar vermek,
12-Derneğin
amacını gerçekleştirmek için yetkisi dahilinde her çeşit kararı almak ve
uygulamak,
13-Mevzuatın kendisine verdiği diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak,
Denetim Kurulunun Teşkili, Görev ve
Yetkileri
Madde 11-Denetim kurulu, üç
(3) asıl ve üç (3)
yedek üye olarak genel kurulca seçilir.
Denetim
kurulu asıl üyeliğinde istifa veya başka sebeplerden dolayı boşalma olduğu
taktirde genel kurulda aldığı oy çokluğu sırasına göre yedek üyelerin göreve
çağrılması mecburidir.
Denetim Kurulunun Görev ve Yetkileri
Denetim kurulu; derneğin, tüzüğünde
gösterilen amaç ve amacın gerçekleştirilmesi için sürdürüleceği belirtilen
çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini, defter, hesap
ve kayıtların mevzuata ve dernek tüzüğüne uygun olarak tutulup tutulmadığını,
dernek tüzüğünde tespit edilen esas ve usullere göre ve bir yılı geçmeyen
aralıklarla denetler ve denetim sonuçlarını bir rapor halinde yönetim kuruluna
ve toplandığında genel kurula sunar.
Denetim
kurulu, gerektiğinde genel kurulu toplantıya çağırır.
Derneğin Gelir Kaynakları
Madde
12-Derneğin gelir kaynakları aşağıda sayılmıştır.
1- Mağdur Halil Demir Ailesinin Zekatı,
Fitresi ve gelirinden bir miktarının Derneğe ayni veya nakdi bağış olarak
aktarılması.
2-Üye aidatı: Üyelerden ilk girişte 20,00.-TL giriş aidatı,yıllık olarakta 120,00.-TL (Aylık
10.-TL)
aidat alınır. Bu miktarları artırmaya veya eksiltmeye genel kurul yetkilidir,
3-Gerçek ve tüzel kişilerin kendi
isteği ile derneğe yaptıkları ayni ve nakdi bağış ve yardımlar,
4-Dernek tarafından tertiplenen çay ve yemekli
toplantı, gezi ve eğlence, temsil, konser, spor yarışması ve konferans gibi
faaliyetlerden sağlanan gelirler,
5-Derneğin mal
varlığından ve işletmelerinden elde edilen gelirler,
6-Yardım
toplama hakkındaki mevzuat hükümlerine uygun olarak toplanacak fitre, zekat,
ayni ve nakdi bağış ve yardımlar,
7-Derneğin,
amacını gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu geliri temin etmek amacıyla
giriştiği ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar,
8-Diğer gelirler.
Derneğin Defter Tutma Esas ve
Usulleri ve Tutulacak Defterler *
Madde 13-Defter tutma esasları;
Dernekte, işletme hesabı esasına göre defter
tutulur. Ancak, yıllık brüt gelirin Dernekler Yönetmeliğinin 31. Maddesinde
belirtilen haddi aşması durumunda takip eden hesap döneminden başlayarak
bilanço esasına göre defter tutulur.
Bilanço esasına
geçilmesi durumunda, üst üste iki hesap döneminde yukarıda belirtilen haddin
altına düşülürse, takip eden yıldan itibaren işletme hesabı esasına dönülebilir.
Yukarıda belirtilen
hadde bağlı kalmaksızın yönetim kurulu kararı ile bilanço esasına göre defter
tutulabilir.
Derneğin ticari işletmesi açılması durumunda, bu
ticari işletme için, ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutulur.
Kayıt Usulü
Derneğin defter ve kayıtları Dernekler
Yönetmeliğinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulur.
Tutulacak Defterler
Dernekte,
aşağıda yazılı defterler tutulur.
a)İşletme hesabı
esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:
1-Karar
Defteri: Yönetim kurulu kararları tarih ve numara sırasıyla bu deftere yazılır
ve kararların altı toplantıya katılan üyelerce imzalanır.
2-Üye
Kayıt Defteri: Derneğe üye olarak girenlerin kimlik bilgileri, derneğe giriş ve
çıkış tarihleri bu deftere işlenir. Üyelerin ödedikleri giriş ve yıllık aidat
miktarları bu deftere işlenebilir.
3-Evrak
Kayıt Defteri: Gelen ve giden evraklar, tarih ve sıra numarası ile bu deftere
kaydedilir. Gelen evrakın asılları ve giden evrakın kopyaları dosyalanır.
Elektronik posta yoluyla gelen veya giden evraklar çıktısı alınmak suretiyle
saklanır.
4-İşletme
Hesabı Defteri: Dernek adına alınan gelirler ve yapılan giderler açık ve
düzenli olarak bu deftere işlenir.
5-Alındı
Belgesi Kayıt Defteri: Alındı belgelerinin seri ve sıra numaraları, bu
belgeleri alan ve iade edelerin adı, soyadı ve imzaları ile aldıkları ve iade
ettikleri tarihler bu deftere işlenir.
6-Demirbaş
Defteri: Derneğe ait demirbaşların edinme tarihi ve şekli ile kullanıldıkları
veya verildikleri yerler ve kullanım sürelerini dolduranların kayıttan
düşürülmesi bu deftere işlenir.
Alındı
Belgesi Kayıt Defteri ile Demirbaş Defterinin tutulması zorunlu değildir.
b)Bilanço esasında
tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:
1-(a)
bendinin 1, 2 ve 3 üncü alt bentlerinde kayıtlı defterler bilanço esasında
defter tutulması durumunda da tutulur.
2-Yevmiye Defteri ve Büyük
Defter: Bu defterlerin tutulma usulü ile kayıt şekli Vergi Usul Kanunu ile bu
Kanununun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Muhasebe
Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır.
Defterlerin Tasdiki
Dernekte, tutulması zorunlu olan
defterler (Büyük Defter hariç), kullanmaya başlamadan önce il dernekler
müdürlüğüne veya notere tasdik ettirilir. Bu defterlerin kullanılmasına
sayfaları bitene kadar devam edilir ve defterlerin ara tasdiki yapılmaz. Ancak,
bilanço esasına göre tutulan Yevmiye Defteri’nin kullanılacağı yıldan önce
gelen son ayda, her yıl yeniden tasdik ettirilmesi zorunludur.
Gelir Tablosu ve Bilanço
Düzenlenmesi
İşletme hesabı esasına göre
kayıt tutulması durumunda yıl sonlarında (31 Aralık) (Dernekler Yönetmeliği
EK-16’da belirtilen) “İşletme Hesabı Tablosu” düzenlenir. Bilanço esasına göre
defter tutulması durumunda ise, yılsonlarında (31 Aralık), Maliye Bakanlığınca
yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerini esas alarak bilanço ve
gelir tablosu düzenlenir.
Derneğin Gelir ve Gider İşlemleri*
Madde 14-Gelir ve gider belgeleri;
Dernek
gelirleri, (Dernekler Yönetmeliği EK- 17’de örneği bulunan) “Alındı Belgesi”
ile tahsil edilir. Dernek gelirlerinin bankalar aracılığı ile tahsili halinde
banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı
belgesi yerine geçer.
Dernek giderleri ise fatura,
perakende satış fişi, serbest meslek makbuzu gibi harcama belgeleri ile
yapılır. Ancak derneğin, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesi kapsamında
bulunan ödemeleri için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre gider pusulası, bu
kapsamda da bulunmayan ödemeleri için (Dernekler Yönetmeliği EK-13’te örneği
buluna) “Gider Makbuzu” veya “Banka Dekontu” gibi belgeler harcama belgesi
olarak kullanılır.
Dernek tarafından kişi, kurum
veya kuruluşlara yapılacak bedelsiz mal ve hizmet teslimleri (Dernekler
Yönetmeliği EK-14’te örneği bulunan) “Ayni Yardım Teslim Belgesi” ile yapılır.
Kişi, kurum veya kuruluşlar tarafından derneğe yapılacak bedelsiz mal ve hizmet
teslimleri ise (Dernekler Yönetmeliği EK-15’te örneği bulunan) “Ayni Bağış
Alındı Belgesi” ile kabul edilir.
Bu belgeler; Ek-13, Ek-14 ve
Ek-15’te gösterilen biçim ve ebatta, müteselsil seri ve sıra numarası taşıyan,
kendinden karbonlu elli asıl ve elli koçan yaprağından meydana gelen ciltler
veya elektronik sistemler ve yazı makineleri aracılığıyla yazdırılacak form
veya sürekli form şeklinde bastırılır. Form veya sürekli form şeklinde
bastırılacak belgelerin, belirtilen nitelikte olması zorunludur.
Alındı
Belgeleri
Dernek
gelirlerinin tahsilinde kullanılacak “Alındı Belgeleri” (Dernekler Yönetmeliği
EK- 17’de gösterilen biçim ve ebatta) yönetim kurulu kararıyla, matbaaya
bastırılır.
Alındı belgelerinin bastırılması ve kontrolü,
matbaadan teslim alınması, deftere kaydedilmesi, eski ve yeni saymanlar
arasında devir teslimi ve alındı belgesi ile dernek adına gelir tahsil edecek
kişi veya kişiler tarafından bu alındı belgelerinin kullanımına ve toplanılan
gelirlerin teslimine ilişkin hususlarda Dernekler Yönetmeliğinin ilgili
hükümlerine göre hareket edilir.
Yetki Belgesi
Yönetim kurulu asıl üyeleri hariç, dernek adına
gelir tahsil edecek kişi veya kişiler, yetki süresi de belirtilmek suretiyle,
yönetim kurulu kararı ile tespit edilir. Gelir tahsil edecek kişilerin açık
kimliği, imzası ve fotoğraflarını ihtiva eden (Dernekler Yönetmeliği Ek-19’da
yer alan) “Yetki Belgesi” dernek tarafından iki nüsha olarak düzenlenerek,
dernek yönetim kurulu başkanınca onaylanır. Yönetim kurulu asıl üyeleri yetki
belgesi olmadan gelir tahsil edebilir.
Yetki belgelerinin süresi yönetim kurulu
tarafından en çok bir yıl olarak belirlenir. Süresi biten yetki belgeleri
birinci fıkraya göre yenilenir. Yetki belgesinin süresinin bitmesi veya adına
yetki belgesi düzenlenen kişinin görevinden ayrılması, ölümü, işine veya
görevine son verilmesi gibi hallerde, verilmiş olan yetki belgelerinin dernek
yönetim kuruluna bir hafta içinde teslimi zorunludur. Ayrıca, gelir toplama
yetkisi yönetim kurulu kararı ile her zaman iptal edilebilir.”
Gelir ve Gider Belgelerinin
Saklama Süresi;
Defterler hariç olmak üzere,
dernek tarafından kullanılan alındı belgeleri, harcama belgeleri ve diğer
belgeler özel kanunlarda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, kaydedildikleri
defterlerdeki sayı ve tarih düzenine uygun olarak 5 yıl süreyle saklanır.
Beyanname
Verilmesi*
Madde 15-, Derneğin, bir önceki yıla ait faaliyetleri ile gelir ve
gider işlemlerinin yıl sonu itibarıyla sonuçlarına ilişkin (Dernekler
Yönetmeliği EK-21’de sunulan) “Dernek Beyannamesi” dernek yönetim kurulu
tarafından onaylandıktan sonra, her takvim yılının ilk dört ayı içinde dernek
başkanı tarafından ilgili mülki idare amirliğine verilir.
Bildirim Yükümlülüğü *
Madde 16-Mülki amirliğe yapılacak
bildirimler;
Genel Kurul Sonuç Bildirimi
Olağan veya olağanüstü genel kurul toplantılarını
izleyen otuz gün içinde, yönetim ve denetim kurulları ile diğer organlara
seçilen asıl ve yedek üyeleri içeren (Dernekler Yönetmeliği Ek-3’te yer alan)
Genel Kurul Sonuç Bildirimi mülki idare amirliğine verilir. Genel kurul
toplantısında tüzük değişikliği yapılması halinde; genel kurul toplantı
tutanağı, tüzüğün değişen maddelerinin eski ve yeni şekli, her sayfası yönetim
kurulu üyelerinin salt çoğunluğunca imzalanmış dernek tüzüğünün son şekli, bu
fıkrada belirtilen süre içinde ve bir yazı ekinde mülki idare amirliğine
verilir
Taşınmazların Bildirilmesi
Derneğin edindiği taşınmazlar
tapuya tescilinden itibaren otuz gün içinde (Dernekler Yönetmeliği EK-26’da
sunulan) “Taşınmaz Mal Bildirimi”ni doldurmak suretiyle mülki idare amirliğine
bildirilir.
Yurtdışından Yardım Alma Bildirimi
Dernek
tarafından, yurtdışından yardım alınacak olması durumunda yardım alınmadan önce
(Dernekler Yönetmeliği EK-4’te belirtilen) “Yurtdışından Yardım Alma Bildirimi”
doldurup mülki idare amirliğine bildirimde bulunulur.
Nakdi yardımların bankalar
aracılığıyla alınması ve kullanılmadan önce bildirim şartının yerine
getirilmesi zorunludur.
Değişikliklerin Bildirilmesi
Derneğin
yerleşim yerinde meydana gelen değişiklik (Dernekler Yönetmeliği EK-24’te
belirtilen) “Yerleşim Yeri Değişiklik Bildirimi”; genel kurul toplantısı
dışında dernek organlarında meydana gelen değişiklikler (Dernekler Yönetmeliği
EK-25’te belirtilen) “Dernek Organlarındaki Değişiklik Bildirimi” doldurulmak
suretiyle, değişikliği izleyen otuz gün içinde mülki idare amirliğine
bildirilir.
Dernek tüzüğünde yapılan
değişiklikler de tüzük değişikliğinin yapıldığı genel kurul toplantısını
izleyen otuz gün içinde, genel kurul sonuç bildirimi ekinde mülki idare
amirliğine bildirilir.
Derneğin İç Denetimi
Madde 17-Dernekte genel kurul, yönetim
kurulu veya denetim kurulu tarafından iç denetim yapılabileceği gibi, bağımsız
denetim kuruluşlarına da denetim yaptırılabilir. Genel kurul, yönetim kurulu
veya bağımsız denetim kuruluşlarınca denetim yapılmış olması, denetim kurulunun
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Denetim kurulu tarafından en geç yılda bir defa derneğin
denetimi gerçekleştirilir. Genel kurul veya yönetim kurulu, gerek görülen
hallerde denetim yapabilir veya bağımsız denetim kuruluşlarına denetim
yaptırabilir.
Derneğin
Borçlanma Usulleri
Madde 18-Dernek
amacını gerçekleştirmek ve faaliyetlerini yürütebilmek için ihtiyaç duyulması
halinde Genel Kurulun Yönetim Kuruluna yetki vermesi ile borçlanma yapabilir.
Bu borçlanma kredili mal ve hizmet alımı konularında
olabileceği gibi nakit olarak ta yapılabilir. Ancak bu borçlanma, derneğin
gelir kaynakları ile karşılanamayacak miktarlarda ve derneği ödeme güçlüğüne
düşürecek nitelikte yapılamaz.
Derneğin Şubelerinin Kuruluşu
Madde 19-Dernek, gerekli
görülen yerlerde genel kurul kararıyla şube açabilir. Bu amaçla dernek yönetim
kurulunca yetki verilen en az üç kişilik kurucular kurulu, Dernekler
Yönetmeliği’nde belirtilen şube kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri, şube
açılacak yerin en büyük mülki amirliğine verir.
Şubelerin Görev ve Yetkileri
Madde 20-Şubeler, tüzel
kişiliği olamayan, dernek amaç ve hizmet konuları doğrultusunda özerk
faaliyetlerde bulunmakla görev ve yetkili, tüm işlemlerinden doğan alacak ve
borçlarından ötürü kendisinin sorumlu olduğu dernek iç örgütüdür.
Şubelerin
Organları ve Şubelere Uygulanacak Hükümler
Madde 21- Şubenin organları, genel kurul, yönetim
kurulu ve denetim kurulu’dur.
Genel kurul, şubenin kayıtlı üyelerinden oluşur. Yönetim kurulu, beş asıl ve beş
yedek, denetim kurulu ise üç asıl ve üç yedek üye olarak şube genel kurulunca seçilir.
Bu organların görev ve yetkileri
ile bu tüzükte yer alan dernekle ilgili diğer hükümler, mevzuatın öngördüğü
çerçevede şube’de de uygulanır.
Şubelerin Genel Kurullarının
Toplanma Zamanı ve Genel Merkez Genel Kurulunda Nasıl Temsil Edileceği
Madde 22-Şubeler, genel
kurul olağan toplantılarını genel merkez genel kurulu toplantısından en az iki
ay önce bitirmek zorundadırlar.
Şubelerin olağan genel kurulu, 3 yılda bir, Eylül ayı içersinde, şube yönetim kurulunca belirlenecek
gün yer ve saatte toplanır.
Şubeler, genel kurul sonuç bildiriminin bir örneğini toplantının
yapıldığı tarihi izleyen otuz gün içinde mülki idare amirliğine ve dernek genel
merkezine bildirmek zorundadırlar.
Şubeler, şube sayısı üçe kadar genel merkez genel kurulunda tüm
üyelerin doğrudan katılımı ile; şube sayısı üçten fazla olması durumunda ise,
şubede kayıtlı her yirmi (20) üye için bir (1), arta kalan üye sayısı 10‘dan fazla ise bu üyeler içinde bir olmak üzere
şube genel kurulunda seçilecek delegeler aracılığı ile genel merkez genel
kuruluna katılma hakkına sahiptir.
Genel merkez genel kuruluna en
son şube genel kurulunda seçilen delegeler katılır. Genel merkez yönetim ve
denetim kurulu üyeleri genel merkez genel kuruluna katılır, ancak şube adına
delege seçilmedikleri sürece oy kullanamazlar.
Şubelerin yönetim veya denetim
kurulunda görevli olanlar genel merkez yönetim veya denetim kuruluna
seçildiklerinde şubedeki görevinden ayrılırlar.
Temsilcilik Açma*
Madde 23-Dernek,
gerekli gördüğü yerlerde dernek faaliyetlerini yürütmek amacıyla yönetim kurulu
kararıyla temsilcilik açabilir. Temsilciliğin adresi, yönetim kurulu kararıyla
temsilci olarak görevlendirilen kişi veya kişiler tarafından o yerin mülkî
idare amirliğine yazılı olarak bildirilir. Temsilcilik, dernek genel kurulunda
temsil edilmez. Şubeler temsilcilik açamazlar.
Tüzüğün
Ne Şekilde Değiştirileceği
Madde
24-Tüzük değişikliği genel kurul kararı ile yapılabilir.
Genel kurulda
tüzük değişikliği yapılabilmesi için genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı
bulunan üyelerin 2/3 çoğunluğu aranır. Çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle
toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu
toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının
iki katından az olamaz.
Tüzük değişikliği için
gerekli olan karar çoğunluğu toplantıya katılan ve oy kullanma hakkı bulunan
üyelerin oylarının 2/3’ü’dür. Genel kurulda tüzük değişikliği oylaması açık
olarak yapılır.
Derneğin Feshi ve
Mal Varlığının Tasfiye Şekli
Madde
25-Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar verebilir.
Genel kurulda fesih konusunun görüşülebilmesi için
genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı bulunan üyelerin 2/3 çoğunluğu
aranır. Çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda
ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı,
yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.
Fesih kararının alınabilmesi için gerekli olan
karar çoğunluğu toplantıya katılan ve oy kullanma hakkı bulunan üyelerin
oylarının 2/3’ü’dür. Genel kurulda
fesih kararı oylaması açık olarak yapılır.
Tasfiye İşlemleri
Genel kurulca
fesih kararı verildiğinde, derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesi son
yönetim kurulu üyelerinden oluşan tasfiye kurulunca yapılır. Bu işlemlere,
feshe ilişkin genel kurul kararının alındığı veya kendiliğinden sona erme
halinin kesinleştiği tarihten itibaren başlanır. Tasfiye süresi içinde bütün
işlemlerde dernek adında “Tasfiye Halinde Bahçeli
Halil Demir Yardımlaşma Ve
Dayanışma Derneği Tüzüğü” ibaresi kullanılır.
Tasfiye kurulu, mevzuata
uygun olarak derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesi işlemlerini baştan
sonuna kadar tamamlamakla görevli ve yetkilidir. Bu kurul, önce derneğin
hesaplarını inceler. İnceleme esnasında derneğe ait defterler, alındı
belgeleri, harcama belgeleri, tapu ve banka kayıtları ile diğer belgelerinin
tespiti yapılarak varlık ve yükümlülükleri bir tutanağa bağlanır. Tasfiye
işlemeleri sırasında derneğin alacaklılarına çağrıda bulunulur ve varsa malları
paraya çevrilerek alacaklılara ödenir. Derneğin alacaklı olması durumunda
alacaklar tahsil edilir. Alacakların tahsil edilmesi ve borçların ödenmesinden
sonra kalan tüm
para, mal ve hakları,
Bahçe Cumhuriyet Mahallesi Muhtarlığına
devredilir. Tasfiyeye ilişkin tüm işlemler tasfiye tutanağında
gösterilir ve tasfiye işlemleri, mülki idare amirliklerince haklı bir nedene
dayanılarak verilen ek süreler hariç üç ay içinde tamamlanır.
Derneğin para, mal ve
haklarının tasfiye ve intikal işlemlerinin tamamlanmasını müteakip tasfiye
kurulu tarafından durumun yedi gün içinde bir yazı ile dernek merkezinin
bulunduğu yerin mülki idare amirliğine bildirilmesi ve bu yazıya tasfiye
tutanağının da eklenmesi zorunludur.
Derneğin defter ve belgelerini tasfiye kurulu
sıfatıyla son yönetim kurulu üyeleri saklamakla görevlidir. Bu görev, bir
yönetim kurulu üyesine de verilebilir. Bu defter ve belgelerin saklanma süresi
beş yıldır.
Hüküm
Eksikliği
Madde 26-Bu tüzükte
belirtilmemiş hususlarda Dernekler
Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve bu kanunlara atfen çıkartılmış olan Dernekler
Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuatın dernekler hakkındaki hükümleri uygulanır.
Kurucu Üyeler
Madde 27: Bahçeli
Halil Demir Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurucu Üyeleri:
1-Mustafa DEMİR : Kurucu Geçici Genel Başkan
2-Mehmet Münir DEMİR :
Kurucu Geçici Genel Başkan Yardımcısı
3-Hasan DEMİR :
Kurucu Geçici Sekreter Üye
4-Hüseyin DEMİR :
Kurucu Üye
5-Ümmühanı DEMİR :
Kurucu Üye
6-Elife Esra DEMİR :
Kurucu Geçici Muhasip Üye
7-İbrahim DEMİR :
Kurucu Üye
Geçici Madde 1- Derneğin
ilk Genel Kurulu toplanıncaya ve görev taksimine kadar Dernek adına Üye
kabülüne,Tebligat almaya, yardım ve bağış almaya ve iki imza ile Yardım yapmaya ve dernek adına diğer her türlü iş
ve işlemleri yapmaya Dernek Kurucu Üyelerinden Mehmet Münir Demir, Hasan Demir ve Hüseyin
Demir Yetkilidir.
Bu tüzük 27 (Yirmiyedi)
maddeden ve 1 (Bir) geçici maddeden ibarettir.
10/10/2014
Mustafa DEMİR
Mehmet Münir DEMİR
Kurucu Geçici Başkan Kurucu Geçici
Başkan Yardımcısı
Hasan DEMİR
Hüseyin DEMİR
Ümmühanı DEMİR
Kurucu Geçici Sekreter Üye Kurucu Üye Kurucu Üye
Elif Esra DEMİR İbrahim
DEMİR
Kurucu Geçici Muhasip Üye Kurucu Üye
Kurucu Geçici Muhasip Üye Kurucu Üye
Kaydol:
Yorumlar (Atom)