AÇIKLAMALAR A- Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti: Oğlum Halil Demir 06.08.2004 günü Bala Lisesi önünde Ağır yaralanmalı bir Trafik Kazasına maruz kalmış ve ağır bir şekilde yaralanmıştır. Kazadan 10 yıl geçmesine rağmen %98 Beyin özürlü ve bizim bakımımıza muhtaç şekilde ayağa kalkamaz ve yürüyemez şekilde engelli kalmıştır.
Kaza sonrası RÜŞVETLE KAZA EVRAKLARI DEĞİŞTİRİLMİŞ, biz öğrenince de Yasal İşlem başlatılmış ve bu güne gelinmiştir.
İlk davamız Ankara 3. Çocuk Mahkemesinde biz polis zoruyla uzaklaştırılarak görülmüş, Adli Tıp Doktoru kazanın Bala Lisesi önünde olduğunu öğrenince Raporunu değiştirmiş ve Bizim kalıcı iz talebimizi "2/8 ile adamın donunu alırsın" diye reddetmiştir.
Dava Bala Mahkemesine gelince Hakim bizim hiçbir talebimizi dikkate almamış, biz Resmi İşlem başlatınca Ankara Savcılığı "Oğlunun durumunu kabullenemiyor" diye soruşturmamı kapatmıştır. Yasal olarak evrakları alınca Hakim ve Savcılar hakkında Ankara 14. İdare Mahkemesinde, Polisler hakkında da Ankara 12. İdare Mahkemesinde dava açılmış, 14. İdare "Soruşturmaya izin verilmediği" gerekçe gösterilerek reddedilmiş, 12.İdaredeki davamızda 4 yıldır Danıştayda beklemektedir.
Mahkememizde sahte evrakla oğlum 2/8 le suçlu bulunmuş, Kaza tazminat davamız da davada taraf olmayan kaza yapan çocuk taraf yapılmış ve bizim davamız reddedilmiştir. Yargıtay bu kararı bozmuş, karar malları şaibeli şeklinde üzerine alan kişiye uzun süre tebliğ edilememiştir. Kısaca hertürlü hukuksuzluk denenmiştir. Davamız red edilince uzun ve pahalı özel hastane tedavimiz nedeniyle aldığım tüm krediler ve kredi kartlarım İcralık olmuştur. Ben bankalarla uğraşırken Bankalardan daha ahlaksız ve Allahsız olan Diyanet İşleri Başkanı yardım sözünü tutmadığı, hastamı ziyaret etmediği veya ettirmediği gibi benim hazırladığım yardım dosyasına el koyarak beni en zor zamanımda Allahsızca İcraya verdirmiştir. Hakkında başlattığımız yasal işlem Türkiyede tamamlanmış, AİHM'e gönderilmek üzere çalışılmaktadır. Fakat bizim ısrarlı takibimiz sonucu 2012/133 Dosya no ile Tazminat Davamız yeniden açılmıştır ve devam etmektedir.
14. İdare Mahkemesinin kararı Adalet Bakanlığına Bankaların haksız icraları ile birlikte bildirilmiş ve neden izin verilmediği sorulmuştur. Bunun üzerine HSYK tarafından yasal işlem başlatılmış, Osmaniye Adalet Komisyonunca ifadem alınmış,HSYK 3. Daire Hakim Fuat Pembeçiçek'in dosyası bu dosyadan ayrılmış, itirazımı red ederek dosyayı HSYK Genel Kuruluna göndermiştir. Hakim Fuat Pembeçiçek'e de Ankara 3. İdare Mahkemesinde 2013/2105 Dosya numarası ile dava açılmıştır. HSYK Genel Kurulu benim şikayetimi KESİN OLARAK REDDEDİNCE; HİÇBİR KUSURUMUZ OLMADIĞI HALDE ÖDEDİĞİM PARALARIN, SATTIĞIM EVİN,YAŞADIĞIMIZ SIKINTI VE HASTALIKLARIN TAZMİNİ İÇİN BU DAVA OLUŞMUŞTUR.
B- Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar: Dosyamda bulunan evraklar Anayasanın 5., 9.,11.,14.,17., 37.,38.,40.,125., 129., 136., 137., 138., 139.,140. ve 159. maddelerinin açıkça İhlal Edildiğinin göstergesidir. Kaza olduğunda bana kaza yapanlar dahi kazanın kaldırımda olduğunu, kazayı çocuğun babasının yaptığını söylemişlerdir. Fakat Kuyumcu Abdulkadir KILIÇ nüfusünu kullanarak ve RÜŞVET DAĞITARAK, beni de davacı ettirmeyeceğini ileri sürerek evrakların değiştirilmesini sağlamıştır. Mahkememizde bu sahte evraklar üzerinde görülmüştür. Benimde nüfuslu bir aileden olduğumu öğrenince susmuş, 10 yıl süren hukuk mücadelesinde daha davamız bitmemiştir. Buda bizi hem madden, hem manen mağdur etmiştir.
Mahkeme Kararları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin;
Madde 3-İşkence Yasağı. Hiçkimseye işkence yapılamaz, insanlık dışı yada küçültücü ceza veya muamele yugulanamaz, hükmü ihlal edilmiştir. Hiçbir kusurumuz olmadığı halde büyük paralar harcamamız, sıhhatimizi kaybetmemiz, üstüne birde suçlu ve haksız sayılmamız en büyük ve kabuledilemez bir işkencedir.
Madde 6-Adil Yargılanma Hakkımız ihlal edilmiş ve makul sürede davamız görülmemiş ve halen de 10 yıldır devam etmektedir. Bu da makul sürenin açık ihlalidir.
Ek Protokol No1 : Mulkiyetin korunması maddeleri ihlal edilmiştir. Hiçbir kusurumuz olmadığı halde büyük borç altına sokulduk, evimiz satıldı. Büyük paralar harcadık. Bilirkişi, Polis ve yalancı tanıkların yalanını ortaya çıkarmamıza rağmen RÜŞVETLE suçlu bulunduk. Malımızdan ve sıhhatimizden olduk.
Kaza sonrası Savcılık ve Karakol'da benim şikayetçi olamayacağım iddia edilerek Rüşvet yenmesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün şikayetim üzerine soruşturma yapmaması nedeniyle aleyhine açtığım ve halen Danıştay'da bulunan İdari dava nedeniyle Bala Emniyet Müdürlüğü'nün dolaylı şikayetiyle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın benim hazırladığım dosyaya el koyarak ve böyle bir dosya olmadığını iddia ederek ahlaksızca icraya vermesi kabul edilebilir bir durum değildir. Mahkeme sırasında da hakim ve savcılar aldıkları Rüşvet nedeniyle bizim taleblerimizi asla dikkate almamıştır. Biz de nüfusumuzu kullanıp bilirkişiden başlayarak polislerin ve tanıkların yalanını ortaya çıkarmamıza rağmen, mahkemeler hazırlanmış olan Sahte evraklarla karar vermeyi tercih etmişlerdir. Bizim de haklarında başlattığımız yasal işlemler ülkemizde Adalet olmadığından Adil Yargılama yapılmamış ve Mahkememiz uzadıkça uzamıştır.
Rüşvet karşılığı evrakların değiştirilmesi Mahkememizin uzamasına ve mağduriyetimizin artmasına neden olmuştur. Buda bizim Adalete olan güvenimizi çok sarsmıştır. Mahkememizde henüz bitirilmiş değildir.
C- Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının açıklanması: Bu RÜŞVET VE ADALETSİZLİK nedeniyle Mağduriyetler ve büyük tedavi paraları harcadım. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Yöneticileri sözlerini tutmayınca Babamdan ev alıp sattım.Yine de aldığım kredi ve Kredi kartlarım icralık oldu. Adil Yargılama Yapılmadığı'ndan oğlum ve ben haklı iken haksız olduk. Diyanet İşleri Başkanlığı'nca ve Bankalarca İnsanlık dışı ve küçültücü Ceza ve Muameleye tabi tutuldum. Hiçbir kusurumuz yokken rüşvetle haksız hale getirildim. Hakkımda haksız davalar açıldı. Bu Manevi işkencedir. Bankalar emekli ikramiyeme dokunmazken Diyanet'çe emekli ikramiyemden haksız kesinti yapıldı. Oğlumun %98 Beyin Özürlü kaldı, ben Böbreklerimi kaybettim ve Hemodiyaliz hastası oldum, Eşimin Kalp Hastası ve Taşikardi Ameliyatı geçirmiş olmasına, oğlumu indirip kaldırmaktan ve taşımaktan Belfıtığı olmasına ve tedavi görmesine neden oldu . Bu durumların düzeltilemez ve geri döndürülemez şekilde halen devam etmesi ve Adalete uygun olmayan Mahkeme Masraflarının tarafıma yüklenmesi de bu işin tuzu biberi oldu.
Tüm bu mağduriyetler ve hastalıklar nedeniyle...
Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar:
1-Ankara 14. İdare Mahkemesinin 6.6.2008 tarih ve 2007/1921 Esas, 2008/909 Karar sayılı kararı.
2- Danıştay 5. Dairenin 26.03.2010 tarih ve 2008/6393 Esas, 2010/1776 Karar sayılı kararı
3-Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 25.02.2014 tarih ve 90836726-101-01-06-2011/5550 saylılı Kararıyla Kesin Red kararı. Buu karar bana 11.03.2014 tarihinde posta yolu ile tebliğ edilmiştir.
V- SONUÇ TALEPLERİ
Kamu gücü kullanılarak Makul sürede Adil Yargılama ve Soruşturma yapılmadığından, RÜŞVET nedeniyle uğradığım mağduriyetlerin ve Oğlumun, Benim ve Eşimin Hastalığının bedeli olarak;
500.000.-TL (Beşyüzbin Lira) Maddi, 500.000.-TL(Beşyüzbin Lira) Manevi olmak üzere;Toplam: 1.000.000.-(Birmilyon Lira) Maddi ve Manevi Tazminat ödenmesini;
Arz ve Talep ederim.
Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu; formda belirtilen bilgilerde, adreslerimde veya başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde Mahkemeye bildireceğimi beyan ederim.
Başvurucu : Mustafa DEMİR 17.03.2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder